Zaman, alacağın en büyük düşmanıdır
Vadesi geçmiş bir alacağın tahsil edilebilirliği, geçen her ay ile birlikte azalır. Borçlunun mal varlığı erir, üçüncü kişilere devirler yapılır ve alacaklı sayısı artar. Bu nedenle alacak takibinde en kritik değişken hukuki gerekçe değil, zamanlamadır.
Aşama 1 — Ön değerlendirme
Takibe geçmeden önce alacağın dayanağı belirlenir: fatura, sözleşme, irsaliye, cari hesap ekstresi veya kambiyo senedi. Elde bulunan belgenin türü, izlenecek takip yolunu doğrudan belirler. Kambiyo senedi bulunması hâlinde hem süreç kısalır hem de itiraz imkânı sınırlanır.
Aşama 2 — İhtarname
Noter aracılığıyla gönderilen ihtarname, borçluyu temerrüde düşürerek faizin işlemeye başlamasını sağlar ve sonraki aşamalarda iyi niyetin ispatı bakımından önem taşır. Bazı sözleşme türlerinde ihtar, fesih veya dava hakkının kullanılmasının ön koşuludur.
Aşama 3 — Arabuluculuk
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak taleplerinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu aşama, ticari ilişkinin sürdürülmek istendiği dosyalarda çoğu zaman en verimli çözüm noktasıdır; anlaşma belgesi icra edilebilirlik şerhi ile ilam niteliği kazanır.
Aşama 4 — İhtiyati haciz
Borçlunun mal kaçırma ihtimali bulunan dosyalarda, dava veya takipten önce ihtiyati haciz talep edilerek alacak güvence altına alınabilir. Bu talep, alacağın varlığının yaklaşık olarak ispatına ve teminat yatırılmasına bağlıdır; doğru zamanlandığında tahsil kabiliyetini belirleyici ölçüde artırır.
Aşama 5 — Takip ve dava
Elde bulunan belgeye göre ilamsız takip, kambiyo senetlerine özgü takip veya doğrudan alacak davası yollarından biri seçilir. Takibe itiraz edilmesi hâlinde bir yıl içinde itirazın iptali davası açılmalı; belge güçlü ise itirazın kaldırılması yolu tercih edilmelidir.
Uygulamada en sık yapılan hata, itiraz üzerine dosyanın kapatılmış sayılmasıdır. Oysa itiraz takibi yalnızca durdurur; süresinde açılacak dava ile takip kaldığı yerden devam eder.
Aşama 6 — Haciz ve tahsilat
Takip kesinleştikten sonra banka hesapları, taşınır ve taşınmazlar, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar üzerine haciz konulur. Borçlunun mal varlığının bulunmaması dosyanın kapanması anlamına gelmez; zamanaşımı süresi boyunca yapılacak periyodik sorgulamalarla sonradan edinilen mallar hacze konu edilebilir.
Şirketler için portföy yaklaşımı
Çok sayıda küçük tutarlı alacağı bulunan şirketlerde dosyaların tek tek değil, portföy olarak yönetilmesi gerekir. Vade aşım sürelerine göre gruplanan alacaklar için ihtar, arabuluculuk ve takip aşamaları toplu takvimlere bağlanır; böylece hem maliyet düşer hem de hiçbir dosya zamanaşımına uğramaz.